Neden çoğu sosyal sorumluluk projesi, kadın ve çocuk üzerine?

İş yaşamının kadının yaratıcılığına, çalışkanlığına, öngörüsüne ihtiyacı var.

Kadının kendini gerçekleştirmek, üretmek, başarmak için iş yaşamına ihtiyacı var.

Çocuğun sağlıklı ruhsal ve fiziksel gelişimi için annesine ihtiyacı var.

Kadının anneliğini yaşamaya, çocuğunun sevgisini doya doya yaşamaya ihtiyacı var.

Kadının kendini iyi hissetmesi, kendinin farkına varması için bireyselliğini yaşamaya ihtiyacı var.

Fakat eşi, arkadaşları, ailesi ile iyi iletişim kurabilmesi için onlara vakit ayırmaya ihtiyacı var.


Bir kadının yaşamını anlatırken 6-7 kere ihtiyaç kelimesini kullandık. Bu bile bir kadının hayatı boyunca ne kadar ihtiyacı karşıladığı ve ne kadar yıprandığının ve adil olmayan bir yaşamı sürdüğünün tek başına göstergesi.

Ve itiraf etmeliyiz ki toplumumuzda kadının yeri çok farklı olsaydı, sosyal sorumluluk projeleri kadın üzerine yönelmeyecekti…

Kadınlarımıza, annelerimize, çocuklarımıza, babalarımıza farkındalığı öğretmeye ve öğrenmeye çalışan, organizasyonlarla güç birliğine sarılan, yaşamı bütünsel algılayıp profesyonel psikolojik, Pedagojik, kariyer danışmanlık ve terapileri uzmanlar öncülüğünde ele alıp Terapi ve bilinçlenmek herkesin hakkı sloganıyla hareket eden bir oluşumuz.

Bunu bildiğimizden, ADED olarak, dünyayı iyi niyetli, çalışkan ve organize olan kadınların kurtaracağına inanıyoruz.
Bu sebeple birleşmenin gücü adına hep birlikte büyümeyi hedefliyoruz
.

Hiçbir şekilde reçete vermeyen herkesin farkındalığı, tecrübesini zenginlik sayan ve öğrenerek öğretiyoruz.
Uzmanlarla çalışmayı pusula olarak görüyoruz.

Dünyayı değil kendimizi keşfetmeye çalışıyoruz. Bunu yaparken de bilimi, sosyoloji, mantığı kısaca insanı tüm duygusallığı ile rehber ediniyoruz.
Kadının yaşamsal statülerinin iyileştirilmesi için çalışmalar yapıyor, yaşanan toplumsal sorunlara karşı kamuoyu oluşumunu destekliyoruz.

Uzman Psikolog ve Pedagoglar eşliğinde sürdürülen bilinçlendirici programlarla kadınlara destek sunuyoruz.

Sosyal Sorumluluğa, Sosyal Bilinç

Hayırseverlik insanın yaradılışında, kültüründe, geleneklerinde, örf adetlerinde olan bir olgu. İhtiyacı olan kişiye maddi ve manevi destek olarak hem kendisini hem de karşısındakini mutlu etmeye çalışmak. Hayırseverliğimizi çoğunlukla bilinçsizce yaşama entegre ederiz. Yani bağış yaparız. Bunun adını, doyurmak kısaca balık vermek olarak ta tanımlayabiliriz. Balık tutmayı öğretmek için zamanımızın, organizasyonel yeteneğimizin, imkânlarımızın olması gerek. Balık tutmayı öğreten çok az sayıda dernek ve sivil toplum kuruluşumuz var. ADED kişilerin kendi öz güvenlerini kazanmalarını, yeteneklerini keşfetmelerini, yalnız olmadıklarını hissetmelerini, bireysel ve grup olarak hayallerinin gerçekleştirmek için var olduğunu Hatırlatan, Hissettiren, imkânlar oluşturan bir yapı.
ADED olarak şuna inanıyoruz. Mutlu insan, hayallerinin peşinden koşan insandır ve zorluluklara göğüs gerendir. Biz ADED olarak kişilerin yaşadığı mağduriyetler karşında profesyonel destek vererek onların tekrar ayağa kalkmalarını sağlıyoruz. 

Ne demek istiyoruz?

Yapılan bağışlar, yardımlar yaşam statüsünü yükseltmek anlamında tabii ki bir adım. Ama kalıcı bir çözüm sunar mı ihtiyaç kesimlerine, bu bir soru işareti.
Dezavantajlı kişilerin, yardım ve bağışlardan sonra bilinçlendirileceği bir takım program veya hizmetler alarak; avantajlı kişiler gibi birçok yaşamsal kavrama entegre olması, öğrenmesi, deneyimlemesi gerekiyor. Çünkü öğrenmek, bugünden yarına aktarılan en önemli şey. Çünkü sosyal refah bunu gerektiriyor.
Tabi ki açlık, susuzluk, barınma, güvenlik gibi ihtiyaçlarını karşılayamayan birey sevgi, saygı, ait olma gibi olguların üzerinde çok daha az duracaktır. Fakat sevgi-saygı-kültür-bilinç-ait olma üzerine yapılacak projeler ile kişiler avantajlı gruplar haline gelecek, kendilerini gerçekleştirebileceklerdir.
Toplumda ağırlıklı bağış ve hayır tabanında yürüyen sosyal sorumluluk projeleri, dezavantajlı kişilerin yaşamlarının çoğunlukla belli bir döneminde –ihtiyaçlarını karşılayabildikleri- fırsatlar yaratıyor.
-Yardıma muhtaçlık- algısı ile yaşayan kişiler çoğu dezavantajlı kişiler yaşamlarına artı değer katamıyor. 

Artık algı yıkılıyor…

Birey ve kurumlar, bağış ve yardım bazlı sosyal sorumluluk kültürü kadar; aile, bilinç ve farkındalık odaklı sosyal projelerini destekliyor, bireyler bir araya gelerek mesleki ve donanımsal tecrübelerini paylaşıyor.
ADED, ihmal ve istismara uğramış çocuk ve aile bireylerine yönelik ‘Hayata Tutun Projesi’ ve ebeveynlere yönelik ‘Bilinçli Ebeveynler Okulu Projesi ile işin bu tarafından tutuyor.

Bir çocuk ihmale neden uğrar? 

Sebebi cehalet, şiddeti hoş gören inanç, yetiştirilme tarzı, uygunsuz kişilerin örnek alınması, yüksek stres düzeyi gibi konular ise, çocuk kadar aile veya yakınlar da profesyonel psikolojik destek alır. Maddi imkânsızlıklar, madde bağımlılığı, sağlık problemleri gibi sebepler söz konusu olduğunda ADED hem psikolojik destek, hem de konu ile ilgili Sivil Toplum Kuruluşları veya kurumlardan destek almak için girişimde bulunur.
İstismara uğramış kişi veya çocuklar için psikolojik profesyonel destek yapılacak birincil ve en önemli adımdır. Bu noktada ebeveynlerin de danışmanlık alması, çocuğa yaklaşım ve travma sonrası oluşan hasarı düzeltmek noktasında çok önemli rol oynayacaktır. ADED çocuk ve ailelerin yaşamlarını iyileştirmek için profesyonel psikolojik destek sunarken, çocuk istismarına sebep olabilecek psikososyal ve kültürel etmenleri incelemeye yönelik dernek kadrosundaki veya kadro dışı uzman ve akademisyenlerle bir araya gelerek çalışmalar yapar.

Sana ‘X’ bana ‘Y’ yarıyorsa?

Kişi ailede şekilleniyor, nasıl bir aile ortamında yetiştiği o çocuğun ileride nasıl biri ile evlenebileceğini, iş yaşamında nasıl bir rol oynayacağını, karakter yapısını belirliyor. Öyle ki sorunlar hep aynı, ama bizler ekonomik-sosyal-kültürel-dinsel-siyasal yapısı gereği farklı farklıyız.
Peki, bu kadar farklı yaşamlar ve psikolojik yapılarımıza rağmen belirli kalıp ve reçetelerle doğrudan sunulan ebeveyn eğitimleri ne kadar doğru?

Bilgi değil, önce sorgulamak!

ADED, sunduğu Bilinçli Ebeveynler Okulu Eğitim Projesi ile sorunları ‘x’ sorunu ve ona uygun ‘y’ çözümü olarak tanımlamayı reddediyor.
‘Ebeveynler ve çocukların’ yaşayabilecekleri ‘x’ sorunları ve onu tetikleyen ‘a’, ‘b’, ‘c’ gibi olgulara öncelik tanınıyor. Bu olguların tespiti noktasında ebeveynlerin kendilerini sorgulamaları, özeleştiri vermeleri neticesinde ‘y’ çözümüne ulaşacağı belirtiliyor.
Hızlı ve kolay sunulan çözümlerin, uzun vadede kalıcı çözüm sunmayacağını bildiğimizden eğitimler bu anlayışla sunuluyor.

Önce benim çocukluğum!

işilerin çocuklarına yaklaşımlarında kendi korkuları, geçirdiği çocukluğu, yalnızlıkları, travmaları, çıkmazlarının da etkisi oldukça büyük. Maalesef atlanan önemli bir konu da kendi çıkmazlarımız, yalnızlıklarımız ve korkularımızla çocuklarımıza yaklaştığımız. Bir ebeveyn, bu tarzda kişisel sorunlarını çocuğuna yansıttığı veya empoze ettiği sürece, bilinçli olmak için okuduğu kitapların veya katıldığı eğitimlerin çok etkisi olmayacaktır.
Bunun için ebeveynler bakış açılarını öncelikle kendilerine yöneltmeli, yaşamlarını ve yaptıklarını sorgulamalı.
Ebeveyn eğitimi, ancak bu yönüyle anlamlı olabilmektedir.

Paylaşın

Gelişmelerden haberdar olmak için sayfalarımızı takip edebilirsiniz.